CEMİLE... Türküsü, Öyküsü
CEMİLE
Cemile’min gezdiği dağlar meşeli (imanım..)
Üç gün oldu Cemile’m ben bu derde(aşka) düşeli.
Aygın baygın (gaydırı gubbak) Cemile’m,
Nasıl nasıl edelim biz bu işi(e)?
Nikâhımızı gıysın ünnen (çağırın) gelin Hoca Memiş’i(e).
Cemilem gız ne ararsın hayatta?
Basma (da) fistan, parlak pabuç Potin) ayakta.
Aygın baygın cemile’m,
Nasıl nasıl edelim biz bu işi?
Nikâhımızı gıysın ünnen (çağırın) gelin Hoca Memiş’i…
Cemile’min fistanı saman sarısı,
Gören (de) san(a)cak Cemilem’i (gızı) muhtar karısı…
Aygın baygın Cemile’m,
Nasıl nasıl edelim biz bu işi?
Nikâhımızı gıysın, ünnen gelin Hoca Memiş’i…
TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ
Türkü Alaattin merkezli, bir öykünün, şiirsel anlatımı gibidir.
1- Memiş Hoca olarak anılan şahıs, Alaattin köyünün yerlisi. 1940 lara kadar karıcı Cennet ile, halen “Memişler Avlusu” olarak bilinen yerdeki tek katlı “yer ev” de yaşadı. Aynı yerde karısı ve kendinden olma dört oğlunun da evi bulunmaktadır. Memiş Ahmet, Ahmet Sezmiş, Memiş MehmetAli, Memiş İsmail, Memişin Ömer olarak da anılmaktadırlar.
2- Memiş Hoca’nın adının verildiği kişi, yani Memiş Hoca’nın torunu, Necdet Yıldırım, Avukatlık, Savcılık görevlerinde bulunmuş, görevinden resen el çektirilmiş, halen Kasabası Alaattin’de emeklilik yaşamını sürdürmektedir. Ninesi, mallarının başka eşinden olanlara gitmemesi için torununu mirasçısı olabilecek şekilde nüfusta “üstüne” geçirtmiş. Soyadını ninesinin soyadı olarak, “Sezmiş” iken, Yıldırım oldu. Ninesi Torununa hep “Memiş Hoca” diye seslenmiş, Necdet Yıldırım da Köyünde halen “Memiş” olarak çağrılmakta, anılmaktadır.
3- Memiş Hoca halktan biri olmasına karşın, hafızlık eğitimi görmüş, zaman-zaman (imamlık) Hocalık da yapmış. Güven duyulduğundan ya da hoca ünvanı taşıdığından, “imam nikahı” da kıymıştır.
4- Alaattin Köyünde Memiş Hocanın yaşadığı 1920-1930 lu yıllarda iki adet “Cemile” ye rastlanmaktadır. Birincisi Tuşu Mehmet’in Kardeşi Cemile; “Turşu Osman’ın Kızı” Varsıl bir ailenin çocuğu. İsteyeni çok, alımlı. Alaattin Köyünden ilk çıkan “Öğretmen” Osman Gencer’in üvey annesi. Yeğenlerinin çocukları, torunları halen kasabamızda yaşamaktadır.
İkinci “Cemile” Akalan Kasabasından köyümüze gelmiş. İki evlilik yapmış. Birinci Evliliğini “Tıkır İsmail” ile yapmış, Osman adında bir oğlu olmuş. Tıkır Osman Olarak tanınan oğlu, halen emeklilik yaşantısını kasabamızda sürdürmektedir. İkinci evliliğini “Dervişoğlu” olarak bilinen, Osman oğlu İbrahim’in oğlu Mustafa Akgün ile evlenmiştir. Bu evlilikten de Bir oğlu bir kızı, Ali Osman ile Hanım olmuştur. Ali Osman, Almanya’dan emekli, Alaattine izinlerini geçirmek için gelmektedir. Hanım Alaattinde Yaşamakta, Hasan Hüseyin kaçmaz (Allah bilmez)ile evliliğini sürdürmektedir. Kendisine “Cemile Türküsü” sorulduğunda, annesi ile ilgili olabileceği, ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiştir. Babası Mustafa’nın annesine “tutkun” olduğunu, kendisine hala şaka yollu türküler yaktığını da belirtmiştir. Ömrünün son demlerine kadar annesinin güzelliğinden bir şey kaybetmediğini de…
5- Alaattin Köyünde Türkü oluşumları, Anadolu’nun bir çok yeri gibi, “sevgililer” in karşılıklı aşklarını dillendirir. Bilinen türkülerin bir çoğunun kahramanları hala herkesçe bilinir. Cemile türküsünün de cumhuriyetimizin ilk çeyreğine denk gelen yıllarında bir oluşum öyküsünün olduğu gerçektir.
6- Aynı zamanlarda yaşamış “Turşu Osman’ın Cemile” ise: Babası Turşu Osman, Annesi Hatice Hanım, Kardeşleri: Turşu Mehmet, Çöpel Fatmana, Hacı Mustafa’nın Karısı Hanım, Hasan Hüseyin Çavuş’un Karısı Emine’ dir. Cemile, bu ailenin üçüncü çocuğudur. Cemile varsıl bir ailenin güzel bir kızı olarak çevresinde ünlendi. Espri ve ozan yetenekleriyle bilinen, türkü söylemeyi, zeybek oynamayı seven, kumar alışkanlıklarıyla anılan, Çamlıcalı Mustafa ile evlenir. Birçok talibi olan Cemile evliliğe zordan ikna edilir. Cemile’den çocuk sahibi olamayan Çalmıcalı Mustafa Acımaz, Emin Hocanın kızı Isman Bılla ile evlenip, bu evliliğinden iki kız, iki oğul sahibi olur. Oğlunun büyüğü Kenan Acımaz, astsubaylıktan ayrılmış, sendikacılıktan emekli olmuştur. “Kenan Bey” olarak bilinir. Küçüğü, Veli Acımaz, “Kedi Veli” olarak bilinir. Öğretmendir ve diğer aile bireyleri gibi türkü söyler, türkü yazar, folklorik oyunlar oynardı. Kültürümüze kazandırdığı TEPSİ TEPSİ FINDIKLAR türküsünü, ilk aşkı (Çakır) Ayşe için yazıp bestelediği herkesçe bilinir, türkü halen yaygın olarak söylenmektedir. Ailenin bu özelliğinin, öğretmen olması dolayısıyla kendisinde açığa çıkması tesadüf değildir. Babası Çamlıcalı Mustafa’nın (üvey) anneleri Cemile için SÖYLEDİĞİ TÜRKÜDEN SÖZEDER, BU TÜRKÜYÜ ARA SIRA ÇALAR SÖYLERDİ. Cemile, öğretmen olan “oğulluğu” Veli Öğretmenin kaleminden; Yeğeni Nazmiye’nin Kızı Aynur’un anlatımlarından, boylu poslu, etine dolgun, parlak pembe tenli çok güzel bir kadındı. Bütün giysilerini kendi dikerdi, çoraplarını kendi örerdi. Çoraplarını, ipini kendi eğirdiği kuzu yününden örer, konçlarını renkli iplerden sarmallı zik-zak çizgiler arasına çiçek desenli örmeler koyardı. En güzel giyinen kadın, en temiz, en fazla süslenen ama en ciddi yaşayan kadın olarak bilinirdi. Köy yerinde yaşamasına karşın, her mevsim pabuçlarının parlaklığını, temizliğini korurdu. Cemile, her gününü düğün-bayram şıklığında yaşardı; ömrünün sonuna kadar da öyle yaşadı. Saçları kıvırcık ve uzun, kumral gözleri bal rengi, fazla çalışmadığından elleri bakımlı ve çok güzeldi. Fistanının, entarisinin yakası açık olur, içinden çıtır desenli tertemiz gömleği görünür, köy dışına gittiği zamanlarda mutlaka özel dikilmiş fistanlarını giyerdi. Sonradan Köyün camisinin imamlığını da yapan Hamurcu Ali ömrü boyunca Cemile’ye duyduğu aşkı ile yaşadı. Yedi çocuk sahibi olup onları büyütmesine rağmen aşkını ifade etmekten çekinmedi. Cemile ömrünün sonuna kadar özgür yaşadı, kendine iyi baktı, sevdi sevildi. Her türlü iltifatı da, övgüyü de TÜRKÜYÜ de fazlasıyla hak etti. Mezarı Köyümüz Alaattin mezarlığındadır.
7- Alaattin Köyündeki “kız evleri” olarak bilinen kına geceleri türkülerin söylendiği ve oyunların oynandığı özel eğlence geceleridir. Bu gecelerin tek çalgısı, “dımıdan” olarak adlandırılan deveci leğenidir. İki kadın leğeni dizlerinin üzerine kapatır, leğenin altına elleri-parmaklarıyla karşılıklı vurarak “9/8 lik ölçülü ritm le müzik yaparlar. Cemile Türküsünün nota ölçüleri de buna uygundur.
8- Dünya üzerindeki bitkilerin tohumlarının rüzgârlarla uzak yerlere taşınması, oralarda kökleşip yeşermesi, insanların doğduğu yerlerden uzaklarda eğitim alması, büyümesi, gelişmesi, oralarda yeniden tohumlarını saçması gibi; türküler de doğduğu yerlerden uzakta üne kavuşabiliyor.
9- Bütün bu gerekçeleri değerlendirdiğimizde kesine yakın bir dille söylenebilir ki; CEMİLE GIZ ALAATTİNLİDİR, TÜRKÜSÜ DE ORALARIN TÜRKÜSÜDÜR…
Önemsenmesi gerekenin de türkülerin “nereli” olduğundan çok, kimin daha güzel söylemesi; ama aslına uygun söylemesidir.
Bulutların nereli oldukları değil, taşıdıkları, yağdırdıkları yağmurlarla, yüklerini nerelerden aldıklarından çok yağmurlarını yağdırdıkları yerlerin adlarıyla anılmasında da olduğu gibi…
Ya da “değirmenin suyunun nereden geldiğinin” çok az kişiyi ilgilendirdiği gibi…
15 Şubat 2010
Kaynak Kişi, Burhan İçkin, Aynur Uzun
|